28 Şubat 2025 10:23

Manisa'da işçi buluşması: ‘Mesele sadece bugünü kazanmak değil, geleceği de korumak’

Manisa’da işçilerle buluşan EMEP Milletvekili Karaca, "Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş" kampanyasına dikkat çekti: 'Bugün mücadele etmezsek, yarın elimizde hiçbir hakkımız kalmayacak.'

Manisa'da işçi buluşması: ‘Mesele sadece bugünü kazanmak değil, geleceği de korumak’

Fotoğraf: Emirhan Durmaz/ Evrensel

Manisa- Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Manisa’da Genel-İş üyesi belediye işçileri ve Manisa Organize Sanayi Bölgesi işçileri ile bir araya geldi. DİSK/Genel-İş Manisa Şubesi’nde gerçekleştirilen toplantıda Emek Partisi’nin başlatmış olduğu “Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş” kampanyası ve Manisa’da yaşanan sorun ve deneyimler üzerine konuşuldu.

manisada işçilerle bir araya gelen Sevda Karaca

Fotoğraf: Emirhan Durmaz/ Evrensel

İktidar mevzuatı tek maddeye indirmeyi hedefliyor: 'Patronun çıkarı geçerli'

Toplantıda konuşan EMEP Milletvekili Sevda Karaca, işçi sınıfının örgütlenme mücadelesinin önündeki engellerin el birliğiyle nasıl kaldırılabileceğine ilişkin tartışmak istediklerini belirterek sözlerine başlarken, “20 yıldır da işçi sınıfı sürekli darbe üstüne darbe yiyor. Bugün onun örgütlenme hakları, sendikalı olma hakkı, iş güvencesi ve sendikalı bir iş yerinde işçinin iradesinin geçerli olmasına ilişkin hakları parça parça ellerinden alınmış durumda” diye konuştu. Çalışma yaşamını düzenleyen pek çok kanun olduğunu belirten Karaca, “Sayfa sayfa o mevzuatlar karşımızda duruyor. Ama aslında bu iktidar ve sermaye bütün bu çalışma yaşamını düzenleyen yasaları tek bir maddeye indirmeye çalışıyor: İşçinin bütün hakları patronun iki dudağı arasındadır. Tek geçerli olan şey patronun çıkarıdır. Geri kalan bütün maddeler neredeyse buna endekslenmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

Tüm engellere ve baskılara rağmen ülkenin dört yanında irili ufaklı direnişler olduğunu kaydeden Karaca, “Sendikalı olmanın bile hak kazanmaya yetmediği koşullarda işçilerin daha fazla sendikalaşmaya eğilim göstermesi, mücadele etmesi artık bir zorunluluk haline geldi. Ancak memleketin bazı gerçeklikleri de var. Bir taraftan bu mücadele büyüyor diyoruz ama bu ülkede sendikalı işçi oranı sadece yüzde 15. Sendikalı olan işçilerin de en büyük avantajı olan toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahip olanları düşündüğümüzde oran çok daha düşük. Bir iş yerinde örgütlenmeye çalışan işçiler, hem birçok barajla hem de patronların keyfi uygulamalarıyla karşı karşıya kalıyor. Her toplu iş sözleşmesi dönemi, her grev dönemi, yasaklamalarla, engellemelerle ve işçiyi mücadeleden uzaklaştırmaya çalışan patron oyunlarıyla şekilleniyor” dedi.

“Mesele sadece bugünü kazanmak değil, geleceği de korumak”

Bu koşullar ekseninde Emek Partisi’nin başlatmış olduğu ‘Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş’ kampanyasına değinen Karaca, “Üç temel mesele etrafında şekillenen bu kampanya, işçi sınıfının mücadelesine güç katmayı hedefliyor. Güvenceli iş dediğimizde, haksız yere işten çıkarılmanın yasaklanmasını, işçilerin onurunu zedeleyen ve mücadelelerini engelleyen hukuki düzenlemelerin kaldırılmasını kastediyoruz. İş güvencesi, işçilerin en temel hakkıdır. Barajsız sendika derken, işçilerin istedikleri sendikaya üye olabilmesini, iş kollarında ve iş yerlerinde örgütlenmeyi zorlaştıran barajların kaldırılmasını savunuyoruz. Ama aynı zamanda sendikaların iç yapılarında da işçilerin iradesini geçerli kılacak bir sistemin oluşturulmasını istiyoruz. Atanmışlarla değil, işçilerin kendi seçtiği yöneticilerle yönetilen bir sendikal sistem istiyoruz. Yasaksız grev ise, en temel haklarımızdan biri. Patronlar için her şey serbestken, işçilerin en önemli mücadele aracı olan grev hakkının yasaklanması kabul edilemez. Bugün işçi sınıfı, örgütlenme mücadelesinde birçok engeli aşarak sendikalaşmayı başarsa bile, hukuki süreçlerde yıllarca oyalanıyor, yetki davalarıyla mücadele ediyor, kazanılmış haklarını kullanamadan yeni engellerle karşılaşıyor. Biz bu kampanyayı sadece Emek Partisi olarak değil, tüm işçilerin ihtiyacı olduğu için başlattık. Kampanyamızı tüm işçi havzalarına, organize sanayi bölgelerine, hizmet sektörüne, farklı iş kollarına taşıyarak büyütmek istiyoruz. Çünkü mesele sadece bugünü kazanmak değil, geleceği de korumak” ifadelerini kullandı.

“Bugün mücadele etmezsek, yarın elimizde hiçbir hakkımız kalmayacak”

Önümüzde Meclis’e çalışma yaşamını tamamen güvencesizleştiren, işçilerin kazanılmış haklarını ortadan kaldırmayı amaçlayan yasa tasarılarının getirilmesinin planlandığını aktaran Karaca, “Mehmet Şimşek’in ekonomi programı, ‘Elinizde avucunuzda ne varsa alacağım’ programı olarak işçilerin karşısına çıktı. İşçilerin sadece ekonomik olarak değil, hukuki ve sosyal hakları açısından da kuşatma altına alınmaya çalışıldığı bir dönemdeyiz. Haklarımızı net bir şekilde tarif ederek, taleplerimizi açıkça dile getirerek ve güçlü bir mücadele ile bu saldırılara karşı koymalıyız. Bu yüzden ‘Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş’ kampanyasını sadece Emek Partisi’nin değil, tüm işçilerin ortak mücadelesi haline getirmek istiyoruz. Hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız. Eğer bugün mücadele etmezsek, yarın elimizde hiçbir hakkımız kalmayacak” diyerek sözlerini tamamladı.

“Mücadelelerin birleştirilmesini sağlayacak bir araç”

Ardından konuşan Emek Partisi GYK Üyesi Gürsoy Turan  ise kampanya ile işçilerin, uzun bir süredir içinde bulundukları elindekini koruma çabasından çıkıp, doğrudan hak talep eden bir noktaya ilerlemiş olacağını vurgulayarak, “Bu mücadele yalnızca Manisa’daki ya da belirli bir iş kolundaki işçilerin mücadelesi değil, tüm Türkiye işçi sınıfının ortak bir talebi olarak onların tek tek iş yerlerinde ve iş kollarında yürüttüğü mücadelelerin birleştirilmesini sağlayan bir araç olduğu için de önemli” diye konuştu.

“İşçi sınıfını ortak ve birleştirici kılan şey emeğiyle geçinmesidir”

Kampanyaya başlamadan önce birçok farklı yerde toplantılar yaptıklarını dile getiren Turan, “Elbette bugünkü koşullarda işçi sınıfının tamamının aynı siyasi çizgide henüz birleşmediğini biliyoruz. Farklı siyasi görüşler, ideolojik düşünceler, inançlar ve kimlikler var. Ancak işçi sınıfını ortak ve birleştirici kılan şey, onların işçi olması, emeğiyle geçinmesidir. Biz de buradan bakıyoruz. Bu nedenle, bu kampanyada öncülük etmemiz, vekilimizin de işaret ettiği gibi sorumluluk almamız, bizim görevimizdir. Bu bir lütuf değil, işçi sınıfının mücadelesine katkı sunma sorumluluğumuzdur” ifadelerini kullandı.

“Davamıza eğilirsek amacımıza ulaşırız”

Toplantıda söz alan bir işçi, Manisa’da işçilerin yıllardır içlerine kapandığını belirterek, “Bu kabuğun dışına çıkmak için belli bir zaman olacak ama biz ne kadar davamıza eğilirsek, o kadar da kısa bir şekilde amacımıza ulaşacağımıza inanıyorum, bunun kanaatindeyim. Çünkü zaten başta pes edersek, bunu kaybederiz. Böyle bir imkân sağlanmışsa, bunu gerçekten sonuna kadar değerlendirmek hepimiz adına gerekir” diye konuştu.

Keyfi işten çıkarmalar, iş kazaları, iş cinayetleri, sendika düşmanlığı…

Ardından konuşan başka bir işçi ise, Manisa’da işçilerin patronların keyfi işten çıkarmalarına maruz kaldığını kaydederek, “Özellikle Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikalarda işçileri yüzer, iki yüzer çıkarıyorlar. Sorgulayan yok araştıran yok, belge yok kağıt yok istedikleri gibi çıkarıyorlar” ifadelerini kullandı.

Keyfi işten çıkarmalara ve yaşanan iş kazalarına ilişkin konuşan başka bir işçi, daha önce Manisa OSB’de bir fabrikada 6 yıl çalıştığını aktararak, “Ben ilk oraya gittiğimde neye uğradığımı şaşırdım. Birine selam veriyorum parmağı yok, birinin eli yok. Hep oradaki iş kazalarında uzuvlarını yitirmişler. Psikolojim allak bullak oldu tabiri caizse. Daha sonrasında bu çok zor koşullarda çalıştığımız o yerden, sendika ve ücretler konusunda yaptığım yorumlar nedeniyle hiç suçum günahımın olmadığı uyduruk bir gerekçeyle kıdem tazminatsız şekilde atıldım. Benim hiç alakam olmayan bir işte, uygun olmayan hammadde ile yapılmış bir işten dolayı fabrikayı zarara uğrattığım gibi gerçek dışı bir suçlama getirdiler” şeklinde konuştu.

Son olarak konuşan ve GDZ Elektrik’te çalışan bir işçi de Manisa’da birçok ölüm ve iş kazası yaşandığına vurgu yaparak, “Bizde işi kaybetmeyelim gibi bir korku yok. Çünkü herkes ölümle burun buruna çalıştığı için, tehlikeli bir işte çalıştığımız için üstümüze gelemiyorlar. Aslında bu açıdan sendikanın girmesi biraz daha rahat” diye konuştu. (Evrensel

EVRENSEL'İNMANŞETİ

‘Tüm gruplar silah bıraksın, PKK kendini feshetsin’

‘Tüm gruplar silah bıraksın, PKK kendini feshetsin’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, bir süredir beklenen mesajı, DEM Parti İmralı heyeti aracılığıyla duyuruldu. Öcalan, “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” çağrısı yaptı. Açıklamada Suriye’deki Kürtlerin siyasi ve askeri durumuyla ilgili bir ifade yer almadı.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
CHP'li belediyelere silkeleme ve sabah dörtte operasyonlar yapılırken AKP'li Sincan Belediyesine Cumhurbaşkanlığı bütçesinden 30 milyonluk bağış yapıldığı iddia edildi.

Evrensel'i Takip Et